-


Naz'ın Gerçek hayat hikayesi


Bu haber 12.09.2017 10:09 eklenmiş ve 202 kez görüntülenmiştir.
Burhan KAYA

Adına naz derlerdi, mizacı, kendine güven duyuşu ve kabulleri her haliyle bir Anadolu iklimini andırıyordu. Poyrazlarla cilveleşen saçları, yüz ifadesine dökülen figürleri, bakış dili kadar gizemli, dolgun yüzlü, güzel gözlü bir kızdı. Tebessümleriyle, iç güzellikleriyle, alınganlıklarıyla tam bir köylü güzeliydi.

Ailesinin nazlı kızı olarak bilinen Naz ailede çok sevilirdi. Naz, hali vakti yerinde olan bir ailenin kızıydı.

Disiplinli bir aile kızı olan Naz, ahlaki aile terbiyesi ile çok güzel yetiştirilmişti. Daha 14 ve 15 yaşlarındayken onun o güzelliğine vurulan birçok genç vardı.

Naz, merhametiyle, yaklaşım ve duruşuyla, iç güzelliği ile köyden kendinden bahsettiren bir kız olmuştu. Onun çalışkanlığı, dürüstlüğü ve güzelliği gibi bir kızı, her aile evine gelin almak isterdi…

NAZ EVLİLİĞE DOĞRU ADIM ATIYOR…

Köyünde çok sevilip sayılan bir aile kızı olan Naz’a talipler çoğalmaya başlar. Ona talip olan aileden Ali nin ailesi ve kendisi şanslı çıkar. Ve Naz ı babasından istemeye niyetlenirler.

 Bir gün ansızın babasının kapısı çalınır, Naz ailesinden istenir. Nazın babası kızın düşüncesini alır ve sevdiği Aliye verir. Belli bir süre sonra düğünleri olur. Naz sevdiği erkeğe gittiği için Mutludur…  Nazın mutluluğuna gölge düşürecek bazı nedenler ortaya çıkar. Ali’nin bir aile babası sorumluluğunu taşıyabilecek bir kapasiteye sahip olmaması… Bu Nazı çok düşündürür. Naz işi ve olayları akışına bırakır. Her ne kadar mutlu görünse de mutlu değildir. Ve Nazın çocukları olur. Çocuklar büyür… Âli’nin sorumsuzluklarından dolayı Nazın mutluluğu belli bir süre sonra sönmeye başlar.

NAZ KORKUNÇ GERÇEKLE YÜZ YÜZE GELİR

Bir gün eşinin rahatsızlığından dolayı ikisi doktora giderler. Doktorunun acı gerçeği kendisine yansıtmasıyla Naz çöker. Kocasının hastalığı cinsel yollarla bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalığın en önemli sebebi, sağlıklı kişinin hastalıklı kadınlarla kurduğu ilişkiden dolayı bulaşan hastalık olmasıydı. Naz bu gerçeği öğrendikten sonra yıkılır. O günden sonra, çok sevdiği ve saygı duyduğu eşine olan güveni duymaz olur. Naz da ki duygusal çöküş o günden sonra başlar. Ve artık kimseye güvenmez olur. Naz aldatılmıştı…

HAYATIN KENDİSİNE SUNDUĞU ÇÜRÜK MEYVE SEPETİ…

Naz hayatın baharındaki mutluluğu yaşıyordu, bu olay onu korkunç bir çıkmazın içine sokmuştu. Belki de, hiç hak etmediği bir hayatı bu… Bu yaşına rağmen kendisinden olgun bir düşüncenin varlığını keşfetmecesine mağrurdu duyguları…

 Kederleriyle, elemleriyle, el değmedik sırlarıyla, kırık dökük umutlarıyla baş başaydı artık... Bir gülmez yüzü vardı. Buruk yaşıyordu,..  Kimseye açamadı sırlarını… Her şeyi içine gömmüştü. Çok doluydu, zaman zaman kendisine “ Bunu ben hak etmedim” haykırışı ile iç çekiyordu. İki yol vardı önünde;

  1. Ya terk ederek boşanacaktı.
  2. Ya da bu acı gerçeği içine gömüp, çocuklarına hiçbir şey olmamış ve yaşamamışçasına yoluna devam edecekti.

Naz bu gerçeklerin içinden ikincisini seçti. Yolu çok uzundu, ama bu kararı alırken, tamamen kendini kadın erkek ilişkisinden dolayı eşinden soyutlayarak hayatına devam etti.

NAZ’IN  HAYATIN DAN BAŞKA BİR SAYFA AÇILMIŞTI.

Naz’ın hayatın dan artık, başka bir sayfa açılmıştır. Aliye olan sevgisi bitmiş, çocukların annesi olarak eşinin yanında kalmaya karar verir. Zaman zaman iç çekerek ağladığı günler, onun gözyaşlarıyla dolu duygu yoğunluğu ile birleşen yaşları olur. Mutsuzdur. Ama hayatta tutunmak zorundadır. Çünkü ekonomik anlamından da Ali ye bağlıdır. Bunu tek başına yürütmektense çocuklarının üzülmemesi ve başında bir insanın olduğuna dair mutsuz hayatı paylaşmaya devam eder. Bu yaşam onun hayatında, fedakârlıklarla birlikte çileli bir hayatın başlangıcı olur. Tek amacı, belli yaşlarda olup hayatta atılmış olan çocuklarına bir anne olarak babalarıyla birlikte durmak ve duygularına gem vurmaktır.

Naz, zaman zaman yediği hakaret ve çektiği sıkıntıları bağrının en derin yerine gömer ve bunların hiç birini çocuklarına yansıtmaz. Ama bu sahte mutluluğu sergilerken, bazen köşesine çekilerek “ Keşke mutlu ve huzur dolu bir hayatla sizlerle olsaydım, ama sizler içimden kanayan bu yarayı bilmezsiniz” dercesine üstlendiği mutluluk rolünü devam ettirmeye çalışır

Çocukları onun mutsuzluğunu anlasalar bile, onun ruhundaki o fedakârlık hissi mutluluk rolünü oynamaya devam eder. Naz adeta bu hayata meydan okur, onun içindeki yaşama sevinci ve azmi bu acımasızlığa dur der. Ayakta durmasını bilen Naz, yarattığı sosyal çevresiyle en sevilen insan haline gelir. Onun duruşu, ahlaki terbiyesi ve insanlarla olan ilişkileri her zaman onun kendine kazandırdığı değerle yol almaya başlar. Sevgi ve yaşam dolu, tabiata olan tutkunluğu ona, adeta yaşam sevincini verir.

Yıllarca hayatın acımasızlığına savaş açan Naz, bir gün bir karar alır ve İzmir in en sevilen ilçesindeki köyde kendine yer alır ve köy hayatını yaşamaya başlar. Bahçe ile birlikte hayvanlarla uğraşarak yaşadıklarını unutmaya çalışır.  Hayatın acımasızlığı belli zamanlarda önüne acı gerçek anılarını ve yaşantısını sunarken…O kendisine arkadaş olan sigarasından güç alarak kendisini teskin etmeye başlar. Bu hayat onun içindeki mutsuzluğu yok etmeye yüz tutsa bile, o çektiklerini hafızasından silmez olur.

DOĞA TUTKUNU NAZ ….

Naz, doğaya aşıktır… O, bahar geldiğinde yeşille boyanan toprağın bağrında desen desen, renk renk açan çiçeklere vermişti gönlünü… Ağaçlara, onların hayat soluyan yapraklarına, tomurcukların patlayışına, meyveye durmuş dallara aşıktır. Sularlın şırıltısına, kuşların coşkulu kanat çırpınışlarına, güneşin, insanı mest eden serüvenine, gökyüzünün o eşsiz dekoruna sevdalıdır. Damarlarındaki kan delice dolaşırken, başında kavak yellerin esintisine âşıktır.  Başka hiçbir sevdayı tanımamıştı bu yüreği... El değmedik masum, duru, henüz başka limanları tanımayan duyguları her şeyden önce ziyade tabiata ve kainatın sahibine aşıktı…

Naz, her sabah gün doğar doğmazken, yatağından kalkıp hayran bir gönülle güneşin doğuşunu seyreder. Aklı erdi ereli, o uykudayken üzerine gün hiç doğmamıştır. Vedalar ne kadar hazır olursa olsun, doğuşlar kadar batışlara da kaptırırdı yüreğini… Onun hayatında yılgınlığa yer yoktur. Çalışkan ve dürüstlüğü ile kişiliğinden asla ödün vermeyen Naz, zaman zaman kendisini çile den çıkartan nahoş sebepler onun yıkılışı olurdu.

NAZIN ÇİLESİ BİTMEZ…

Günlerce misafir olarak gelenle gidenle ilgilenen Naz, elindeki işi dinlenme bahanesi ile bırakırcasına oturur.  O gün, gönlü ve huzuru kendisinden hoş olmayan ve aynı evi paylaşan eşinden olmadık bir şekilde azar işitir. İşitilen azar yüzünden dona kalır ve hiç cevap vermez bir halde…Kocasının yüzüne bakar…

Naz çileden çıkmış, yüzü elma elma kızarmış, kanı çekilen dudakları, hararetten titrer durumdadır. Şaşkındır… Ne cevap vereceğini bilmez bir halde…

Kocasının bu hareketine hiç anlam verememiştir. Yorgun, bitap düşen vücudu ile oturduğu yerden kalkarak, kocasının yüzüne bakmaya başlar.  Bakar…Bakar…Terbiyesi gereği ona hakaret etmektense, yıllarca çektiği acıların hışmıyla, dişerlini gıcır tarak içindeki kini ve nefreti bu sesle cevaplandırır… İki elini böğrüne basıp, kaşlarını çattar… Bu hal yoğun bir sinir harbinin habercisiydi.

Günün gözlerinden silinmek üzere olan manzarası, yüzüne yılların kederden nakışlar döktüğü Naz çok incinmişti. Rengi bu sıkıntılı ortamdan başka bir hal almış, yorgun ve fersiz gözlerinde inadına ezici bakışlar hüküm sürüyordu. Kaşları bilinmez bir kederin, vicdan ezici yükün altında çatılmıştı. Göz kapakları tarifi güç bir korku ile çırpındı. Hatırası yıpranmış, hayali yorgun düşmüştü. Kudurmuş fırtınalar gibi yeryüzünde gürleyen amaçsız, rahattan, huzurdan yoksun bir gönülle kendini dışarıya attı. İlk araması gereken ve kendisine her konu da yardım eden ve yanında olan Güllü kadını aradı. Ağlamaklı gözyaşları ve titreyen sesiyle Gül le bir şeyler paylaştı. Yoğun sinir harbi yaşayan Naz Gülle meramını yanı sıra içinde bulunduğu sıkıntısını anlatı… Yılların birikimi ve çektiği çilelerin ezikliğinin altından adeta eziliyordu. Bu naz kızın çilesiydi. Ve çekiyordu. Bütün anlatımları boğazına düğümlenmişti. Ağlamaklı gözlerle anlatmaya çalışıyordu, ama boğazına düğümlenen kelimeleri cümle kurulmasına engel oluyordu.

………

Derdine ortak olan Gül le buluştu. Çok doluydu, yılların yorgunluğu ile birlikte bu hakaret edici tutum onu adeta bitirmişti.

Gülle ;

  • “Artık dayanamıyorum” dedi,

Ağlamaklı göz yaşlarıyla tekrar tekrar …

  • Dayamıyorum bu adamın yaptıklarına,
  • Yaptığı hakaret edici sözlerine,

İç çekti ve yutkunarak… Dökülen gözyaşlarına, çantasından çıkardığı, mendille silmeye çalıştı gözyaşlarını. GÜL,

  • Hele bir dinlen, bana her şeyi anlat…

Gözlerinden akan gözyaşları Gül ü etkilemişti.

Bu olay karşısında Gül ün de ister istemez gözleri doldu. Gül,

  • Bak sen ağlıyorsun, beni de ağlattın.
  • Hele bir sakinleş, ne olur biraz kendine gel, nedir seni bu kadar inciten ve ağlatan sorun ne?… Bana anlat…

Nazın sakinleşmesine kadar bunu sordu.

Naz; Hayatının güçsüz omuzlarına yüklediği şartlar altında zorlandığı, horlandığı vakitlerde tenha bir köşeye çekilip çocukluk yıllarına taşıdı düşüncelerini ve sıkıntılarını Gülle anlatmaya başladı.

…………………

 

Burhan KAYA

12.09.2017 

Yazara ait son 10 makalele
Geride bırakılan 39 yıl anısına
Naz'ın Gerçek hayat hikayesi
Hınıs ta son yıllarda büyük değişimler yaşanıyor.
Hayatı güzelleştiren de yaşanmaz hale getiren de insanoğlunun kendisidir.
Hınıs ta gelip geçen değerler;
Sevgili okurlar ve Değerli Hemşerilerim;
Hizmet; insanoğluna yaptığı sürece hizmet değerini kazanır.
Erzurum Bir ‘’ Dilek ‘’ Tutsun ki Yüzüne Gözüne Bulaşmasın..!
İnsanların iç ve dış görünüşü...
Hınıs çehre değiştiriyor.
Yorum Yaz - Yorumlar
Haydar Uzun 13.09.2017 00:26
Yaşam bir bütündür.Acıları,kederleri,gamları ve sevinçleriyle devam eder.Naz'ın yaşamını ne güzel bir paylaşımla dile getirmişsin.Güçlü ve keskin kaleminle nakış nakış ,çiçek gibi ...Kutlarım.Toplumun eğitimsiz ve aydınlatılmaması nedeniyle böyle acı olaylar ne yazık ki hep olmuş ve olacaktır.Gurur duyduğum senin gibi bir öğrencimden onur duydum.Sevgilerimle gözlerinden öperim...Başarılar dilerimmmmm
Toplam 1 yorum yapılmıştır.
 ‹ 
 › 

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR



Hınıs'ın çehresini değiştiren sebepler hangisidir?

45.9%

21.3%

17.7%

9.6%

5.5%


Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalıdır. Fotoğraflar ve videolar ayrıca tüm köylerimiz hakkında bilgiyi HınısınSesi.com da bulabilirsiniz
Hınıs'ın Sesi - Erzurum Hınıs ilçesi paylaşım ve bilgi portalı
Hınıs'ın Köyleri
Hınıs'ın Genel Durumu
Hınıs'ta Eğitim
Hınıs'ta Sosyal Yaşantı ve Konut
Hınıs'ın Ekonomik Durumu
Hınıs'ta Altyapı ve Ulaşım
Hınıs'ın Coğrafi Yapısı ve İklimi
Hınıs'ın Tarihi Eserleri ve Turistik Yerleri
Hınıs'ın Tarihi
Acarköy
Akbayır
Akçamelik
Akgelin
Akgöze
Akören
Alaca
Alagöz
Alınkiri (Abdalan)
Alınteri
Altınpınar
Arpadere
Avcılar
Başköy
Bayırköy
Bellitaş(Herami)
Beyyurdu(Begordi)
Çakmak
Çamurlu
Çatak
Çilligöl
Dağçayırı
Demirci
Derince
Dervişali
Dibekli
Dikili
Divanhüseyin
Elmadalı
Erbeyli(Tirkiş)
Erduran
Erence
Esenli
Göller(Kahgik)
Güllüçimen
Gürçayır
Güzeldere
Halilçavuş
Hayran
Ilıcak(Germik)
İsmail
Kalecik
Karaağaç
Karabudak
Karamolla(Kerimelle)
Kazancı
Ketenci
Kızılahmet
Kızmusa
Kongur
Meydanköy
Mezraa
Mollacelil
Mollakulaç
Mutluca
Ortaköy
Ovaçevirme
Ovakozlu
Parmaksız
Pınarköy
Şahabattinköy
Şahverdi
Şalgamköy
Saltepe
Sıldız
Söğütlü
Sultanlı
Suvaran
Tanır
Tapuköy
Taşbulak
Tellitepe
Tipideresi
Toprakkale
Toraman
Ulucayır
Ünlüce
Uyanık
Yamanlar
Yaylakonak
Yelpiz
Yeniköy
Yeşilyazı
Yolüstü(Arus)